Merhaba!
Eğer bu rehberi inceliyorsan, bir singer-songwriter olarak sözü ve müziği sana ait bir şarkı üretmişsin demektir.
Öncelikle tebrikler! Hem de çok, çok tebrikler. Çoğu zaman şarkılarımız dinleyiciye ulaşmadan kendimizi kutlamayı aklımızdan bile geçirmiyoruz. Sanki başarımız tamamen dinleyicinin beğenisine, onayına ve vereceği tepkilere bağlıymış gibi davranıyoruz.
Oysa bu doğru değil. Bu noktadan sonra müziğini beğensen de beğenmesen de, duyursan da duyurmasan da sen bir müzisyensin. Bu gerçeği kabul et ve yoluna devam et.
Efsanevi prodüktör Rick Rubin’in şu sözünü çok seviyorum:
“In terms of priority, inspiration comes first. You come next. The audience comes last.”
Öncelikleri doğru belirlemek, özellikle yaratıcı işlerle uğraşan kişiler için hayati önem taşır. Bir singer-songwriter, yolculuğu boyunca dikkatini dağıtan birçok unsurla karşılaşacaktır. İnsanların düşünceleri, yorumları, beğenileri gibi dış dünyadan sana ulaşan bilgiler önem sıralamanda en sonda gelmelidir. Günün sonunda, aslında yolculuğun çok büyük kısmının iç dünyanda gerçekleştiğini bilmen gerekir.
Müziğini üretirken ve onu duyurma aşamasında birçok sistem geliştirilebilir. Zaten bu rehberler de bunun için var. Süreçleri optimize edebilir, kendini geliştirmek için yeni yöntemler deneyebilirsin. Tüm bunlar sana süreci yönetmek için araçlar sunar. Ancak şarkını dinleyiciyle paylaştıktan sonra, onların tepkisi ve beğenisi tamamen senin kontrolünün dışındadır.
Bir üretici olarak odaklanman gereken şey aslında çok basit: üretmek. Geri kalanına kafayı fazla takmaya gerek yok. Uzun lafın kısası bu. 🙂
Bu rehberde, hem bir “iletişim & pazarlama profesyoneli” hem de bir singer-songwriter olarak edindiğim deneyimlerden yola çıkarak, kolay takip edilebilir bir plan paylaşıyorum.
Yolculuğun tadını çıkar!
Sevgiyle,
Elif