Kendi Müziğimi Duyurma ve Profesyonel Deneyimim
“Neden kendi müziğimi yapmak gibi bir derdim var?” diye bazen kendime soruyorum. Cevap aslında çok net: Kendimi ortaya koymak ve özgürce ifade etmek istiyorum. Müzik bunun en yaratıcı yollarından biri. Bunun arkasında da var olma arzusu yatıyor olmalı. Peki, madem kendimizi müzik aracılığıyla ifade etmeyi seçtik, o zaman neden yaptığımız müziği insanlara duyurmak için tekrardan çaba harcamak zorundayız? Bu biraz adaletsiz değil mi?
Müzik yapmak zaten başlı başına bir iş. Tamamlanmış bir müziği insanlara duyurmak ise bambaşka bir iş.
İlk şarkım yayınlandığında çok mutlu olduğumu ama bunu sosyal medyada bile paylaşmaktan çekindiğimi hatırlıyorum. “Ben kendimi ne sanıyorum ki, insanları rahatsız etmeyeyim” gibi utanç ve çekingenlik duygularıyla baş etmeye çalışmak oldukça yorucuydu. Ayrıca, bunun benim işim olmaması gerektiğini düşünüyordum. Kendi müziğimi yayınlamak zaten kendimi ortaya koyan bir adımdı; bir de üzerine pazarlamak mı? Yok artık!
Ama zamanla bakış açım değişti, gelişti.
Kariyerime dijital pazarlama alanında başladım. Performans pazarlamadan metin yazımına, web sitesi yönetiminden CRM’e kadar birçok farklı alanda deneyim kazandım. Yüksek lisans bitirme projemi Türkiye’deki bağımsız müzisyenlerin kullandıkları pazarlama stratejileri üzerine yaptım. O dönemde bu konuya dair çok net bir fikrim yoktu; öğrenmek ve öğrendiklerimi uygulamak için özellikle bu konuyu seçtim. Proje kapsamında hayran olduğum birkaç müzisyenle röportaj bile yaptım. Bu benim için inanılmaz heyecan vericiydi. Müzisyenlerle konuşmak çok iyi hissettirmişti, ancak pazarlama konusunda onlardan somut taktikler almak pek mümkün olmadı.
Ardından bir müzik kurumda iletişim ve pazarlama alanında çalışma fırsatı buldum. Bu vesileyle kariyerinin başında birçok müzisyeni gözlemleme şansı buldum. Aynı zamanda menajerler, gazeteciler, fotoğrafçılar ve sektörün farklı paydaşlarıyla ilişkiler kurdum. Bu süreçte müzik odaklı pek çok içerik üretildi; eğlendiren, bilgilendiren, düşündüren işler yapıldı. Bazıları insanlarda etki yarattı, bazıları yaratmadı ama bu deneyimler bana çok şey kattı. Deneme-yanılmanın bu işte ne kadar önemli olduğunu fark ettim.
“Müzik sektörü” dediğimizde ise Türkiye’de aslında tam anlamıyla oturmuş bir yapıdan bahsetmek zor. Güncel kalmak, gündemi ve etkinlikleri takip etmek, insanlarla tanışmak ve bağlantılarını geliştirmek önem taşıyor. Kendini kimlerle ilişkilendiriyorsan, onlarla hem fiziksel hem de duygusal olarak bağ kurman sürecin önemli bir parçası hâline geliyor.
Müziğini duyurmaya yönelik bu rehberde göreceğin bazı bilgiler teknik, bazıları planlama gerektiriyor. Aslında bu iş ne tamamen zor ne de tamamen kolay. Önemli olan bir sistem kurmak, o sistemi düzenli olarak değerlendirmek ve gerektiğinde güncellemek. Tüm bunları yaparken sektörü de yakından takip etmek gerekiyor.
Bu rehberde, işine yarayacak becerileri kazanman için sana eşlik edeceğim.
Unutma ki, kendini geliştirmek bir keyif ve ayrıcalık.
Hazırsan, başlıyoruz!