Türkiye'de 2003 yılında hayata geçen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), 20 yılı aşkın sürede önemli bir gelişim gösterdi. Emeklilik Gözetim Merkezi'nin (EGM) 31 Aralık 2024 verilerine göre, sistem 9,5 milyonu geçen katılımcıya ve devlet katkısı hariç 1,003 trilyon TL'yi aşan fon büyüklüğüne ulaştı (1). Tablo 1 de yer aldığı gibi bir önceki seneye göre 2024 yılında katılımcı sayısında %10, toplam fon büyüklüğünde ise %60’lık bir artış gerçekleşti. Devlet katkısı teşviki, otomatik katılım uygulaması, on sekiz yaş altı kişilerin de BES’e giriş yapabilmesinin önünün açılması ile büyüyen sistem, hem bireylerin daha sağlık gelecek planları yapmasını sağladı, hem de ülke ekonomisine ciddi bir finansman kaynağı oluşturdu. Ancak, bu büyüklüğün arkasında yatan fon yönetim stratejileri, katılımcıların beklentilerini tam olarak karşıladı mı? Bu soru, sistemin geleceği için kritik bir tartışma konusudur.

Mevcut fon yönetimi uygulamalarına bakıldığında, katılımcıların fonlarını etkin bir şekilde değerlendirme konusunda yeterli desteği alamadıkları görülmektedir. Birçok katılımcı, fon seçimlerini yaptıktan sonra uzun süre aynı fonlarda kalmakta ve piyasa koşullarına göre portföylerini güncellememektedir. EGM’nin 2024 yıl sonu verilerine göre, yaşayan BES sözleşmelerinden bir yıl içinde en az bir defa fon değişiklik hakkı kullananların oranı %16’dır (1). Yani, 100 aktif sözleşmenin 84’ünde bir yıl içinde hiçbir fon değişikliği yapılmamıştır. Oysa bir yılda en fazla 12 defa fon değişikliği yapma hakkı katılımcıların yasal olarak vardır. Böylece değişen ekonomik şartlarda daha çok kar getirecek portföy stratejilerini katılımcılar aslında kurabilirler. Kullanılamayan fon değiştirme hakları, potansiyel getirilerin kaçırılmasına neden olmaktadır. Tüm sorumluluğu katılımcıların “düşük finansal okuryazarlığına” bağlamak, basit bir kaçıştır. Konuyu somutlaştırmak gerekirse, yine EGM’nin 2024 yılı sonu fon istatistiklerine göre, gönüllü BES’te faiz içeren 194 farklı fonun ortalama yıllık getiri oranı %45,8 ve gönüllü BES’te faiz içermeyen 41 farklı fonun ortalama yıllık getiri oranı ise %51,6 olmuştur (1). Bunlar ortalama fon getirileridir. Türkiye Hayat ve Emeklilik AŞ ulaştığı 2,5 milyon katılımcı sayısı ve 199,9 milyar TL toplam fon büyüklüğü ile 2024 yıl sonu itibariyle BES’te en büyük şirket konumundadır. Şirketin, VGA-Altın Katılım Fonu %59,21, ZHD- Kamu Dış Kira Sert. Fonu %26,20 getiri sağlarken HHG- Kamu Dış Borç. Araçları Fonu %28,14 getiri sağlamıştır (2). Bir şirket özelinde fon gruplarına bakıldığında, Türkiye Hayat ve Emeklilik AŞ’nin fon performanslarının farklı fonlara göre değişiklik gösterdiği görülmektedir. Aynı durum tüm bireysel emeklilik şirketlerinde geçerlidir.
Yıllık enflasyon oranını 2024 yılı sonu itibariyle TUİK %44,38, ITO %55,27 ve ENAG %83,40 olarak tespit etti (aritmetik ortalama %61,01). Bu durumda fonların değerlenme oranları ve karlılığı, katılımcıların beklentilerini tam olarak karşılamaktan uzaktır. Üç yıllık değerlendirmede, BES fonlarının ortalama getirisi, enflasyonun 15-20 puan altında kalmaktadır. Bu sebeple reel anlamda katılımcıların tasarruflarını koruyamamaktadır. Buna karşın sigorta şirketleri katılımcıların yatırım tercihlerini dikkate alarak etkin bir portföy yönetimi sağlamakta proaktif olmamaktadır. Çoğu katılımcı, yıllarca aynı fonlarda kaldığından aktif bir al-sat stratejisi uygulanmamaktadır. Bu durum, fonların potansiyel getirisini sınırlandırmakta ve katılımcıların emeklilik hedeflerine ulaşmasını zorlaştırmaktadır.
Çözüm noktasında emeklilik şirketlerine büyük görev düşmektedir. BES’in tarihsel gelişimindeki etkileyici büyüme rakamlarının arkasında, fon yönetimi açısından optimize edilmesi gereken alanlar bulunmaktadır. 07.04.2022 tarihinde yayınlanan 31802 nolu Resmî Gazete’de kanun koyucu; bireysel emeklilik şirketlerine katılımcılarına yönelik doğru zamanda ve nitelikli, bireyselleştirilmiş yatırım tavsiyesi vermenin önünü açmıştır. Sigorta şirketleri, sabit getirili fonlar veya standart fonları sunarak daha korumacı bir tavır almak yerine katılımcıların risk ve getiri beklentilerini karşılayan fon ürünleri geliştirmelidir. Örneğin şu anda sadece bir emeklilik şirketin sunduğu, gelecekte daha da değerlenmesi yatırımcılar tarafından dillendirilen, gümüş fonları kurulabilir. Benzer şekilde platin, bor gibi değerli madenlere direk yatırım yapabilecek; yapay zekâ, blok zincir teknolojileri ve kuantum bilişim konularını kapsayan fonlar oluşturulabilir.
Eksikliklerin giderilmesi için, sigorta şirketlerinin daha etkin bir fon yönetim anlayışı benimsemesi elzemdir. Sigorta şirketleri öncelikle katılımcıların kişisel tercihlerini, risk ve getiri beklentilerini dikkate alarak yapay zekâ teknolojilerini de kullanıp etkin portföy yönetim algoritmaları geliştirmelidir. Markowitz'in Modern Portföy Teorisi gibi metodolojiler kullanılarak, katılımcıların risk toleranslarına ve finansal hedeflerine uygun portföyler oluşturulabilirler. Böylece kar beklentisi ile risk algısı arasında kişiselleştirilmiş bir denge optimizasyonu sağlanmış olacaktır. Ayrıca, katılımcıların piyasa koşullarına göre fon dağılımlarını periyodik olarak gözden geçirmeleri ve gerektiğinde al-sat işlemleri yapmaları teşvik edilmelidir. Bu sayede BES katılımcılarının büyük bir çoğunluğunun yıllarca aynı fonlarda kalması engellenecek, piyasa fırsatlarından yeterince yararlanarak aktif bir al-sat stratejisi ile, piyasa koşullarına göre fonlar arasında geçiş yaparak, portföy getirileri arttırılabilecektir. Yapılan akademik çalışmalar, Markowitz modeliyle optimize edilmiş portföylerin, sabit dağılımlı portföylere göre ortalama %25-30 daha yüksek reel getiri sağlayabildiğini göstermektedir. Japonya'da uygulanan benzer bir model, son 5 yılda BES katılımcılarına enflasyonun ortalama 8 puan üzerinde reel getiri sağladı görülmüştür (3). Türkiye'de de bu model üç ayrı emeklilik şirketinin geriye dönük tarihsel fon fiyatları üzerinden uygulanmış, 12-6-4-3 ayda bir fon değiştirme değişik strateji kullanıldığında hayali bir kurguda katılımcının toplam fon birikiminin nasıl değişti gözlemlenmiştir. Her durumda ulaşılan sonuçlar umut vericidir. Sabit getirili diye sıklıkla tercih edilen ve daha sonra katılımcıların değiştirmediği borçlanma fonu, likit fon, kamu borçlanma fonu gibi fonların oluşturduğu portföylere göre %20-25 daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Buna karşın altın fonu, hisse senedi fonu ve dinamik değişken fonlardan kurulu portföylerin kurgulanan Markowitz modelden daha iyi sonuç verdiği gözlemlenmiştir. Bu öncü çalışmaların daha da derinleştirilerek geliştirilmesi gerekmektedir. 2021 de yaşanan Covid19 pandemi şartlarının da fon fiyatları ve portföyler üzerinde normal trendler ile uyuşmayan farklı bir etki yaptığı not edilmiştir.
Sonuç olarak, BES'in Türkiye'deki önemi her geçen gün artarken, fon yönetimi konusundaki yaklaşımların da güncellenmesi gerekmektedir. Katılımcıların finansal okuryazarlıklarının artırılması, sigorta şirketlerinin ise daha etkili ve katılımcı odaklı fon yönetim stratejileri geliştirmesi, sistemin sürdürülebilirliği ve başarısı için kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde bu dönüşümü başarabilen şirketler, hem kendi sürdürülebilirliklerini güvence altına alacak hem de ülke ekonomisine daha fazla katma değer sağlayacaktır. Sistemin geleceği, statik fon yönetiminden dinamik portföy optimizasyonuna geçişte yatmaktadır. Bu yeni yaklaşımlar hem müşteri memnuniyetini artıracak hem de finansal piyasaların derinleşmesine katkıda bulunacaktır.
Referanslar (1) egm.org.tr/bilgi-merkezi/istatistikler (2) https://www.turkiyesigorta.com.tr/bireysel-emeklilik/emeklilik-yatirim-fonlari/fon-getirileri (3) https://link.springer.com/chapter/10.1007/978-0-387-77439-8_26
Emrah Can
February 21, 2025 12:59 PM (GMT+3)
Not: Denemelerimi topladığım kişisel blogum aşağıdadır. (Below is my personal blog where I collect my essays.)
https://www.notion.so/Denemeler-1723c5d35da5809380def8ee8ff4c187
@Sigorta Sektörü Proje Yöneticileri Linkedin Grubu