Bu bir beyin jimnastiği yazısıdır.
Yazıyı okuyanların kafalarında sorular oluşacaktır. Baştan yanıtlamak isterim. “Önce kendi işimizi iyi yapmamız gerekir” söylemini çok iyi anlıyorum. Bu doğru bir düşüncedir. Her nerede isek ve ne yapıyor isek en verimli en doğru şekilde yapmak, rakiplerimizden geride kalmamış olmak gerçekten çok doğru bir stratejidir. Bununla beraber, “izi takip eden öndekini geçemez” şiarıyla da bazen denenmemişi denemek veya uygulanmışı farklı yapmak gerekir. Yoksa devrimsel ilerlemeler insan hayatında nasıl olacak? Yazının amacı tam olarak budur. Sigorta sektörünün gelişmesi ve istihdam imkanlarının artması motivasyonu ile yazdığım denememi zevkle okumanız dileklerimle...
Sigorta şirketlerinin yüzlerce kalifiye çalışanı var. Çağımızın altını sayılacak zengin müşteri ve varlık bilgilerini tutuyorlar. Gelişmiş alt yapı ve bilgi işlem sistemleri ile her türlü analizi ve öngörüyü yapma kabiliyeti mevcut. Beraber çalışılan binlerce sigorta acentesi ile ülke çapında yaygın iletişim ağı kurulu. Ayrıca banka, broker, asistans firmaları, bakım ve tamir yan kuruluşları ile büyük bir ekosistem oluşturuyor.
Yıllar önce bir sigorta şirketi üst yöneticisinin söylediklerini dergiden okumuştum. Kaynak gösteremeyeceğim ama çok önemli bir fikir barındırıyor. Yönetici şöyle demişti:
Yıllardır bu okumamdan aklımda cevabını aradığım bir soru var:
Sigorta sektöründe yatay gelişim fırsatları neler olabilir?

Mesela, söz araçlardan açılmışken…Farz edin ki aranızın iyi olduğu bir dayınız var. Arabasına da iyi baktığını biliyorsunuz. Daha önceden bazı hasarları olmuş. Fakat şu anda temiz durumda. Sizin de az bir paranız var. Araç almak istediğinizi de dayınız biliyor. Bir gün:
dese, ciddi olarak almayı düşünmez misiniz? Güven her yerde olduğu gibi sigortacılıkta da temel direklerdendir. Şu zamana kadar “ağır hasarlı – pert araç” üzerinde farklı sigorta ürünleri sunuldu. Bununla beraber hayal edin… Bir sigorta şirketinin uzun yıllar gelişimini takip ettiği, sürekli sigorta şirketi güvenceli bakım onarım yapıldığını biliyorsunuz. Son durumu üzerinden üç-beş yıl süreyle tamir görülen alanda mekanik garanti veriliyor. Geçmişi hasarlı aracı daha ekonomik fiyata alır mıydınız? Sıfır araçların pahalı, ikinci elin değerli olduğu günümüzde bu şartlar ile yeni araç sigortaları oluşturulabilir mi? Bunun üzerine satıcı ve alıcı geçmişini sigorta şirketleri referansında kanıtlanabilir bir güven mekanizması oluşturulabilir mi? Varsayın karşı kapı komşunuzun iyi baktığını bildiğiniz sağlam arabası var. Eskiden hasar yapmış arabasını satmak istediğinde, fırsatı kaçırmaması için arayışta olan akrabanıza öneride bulunuruz. Bu durumun o durumdan çok farkı var mı? Farklı müşteri sadakat uygulamaları, kurulacak kurumsal müşteri güven referans sistemleri ile rekabeti sadece en ucuzun seçildiği alandan başka bir alana taşımak sigorta şirketlerinin de faydasına olacaktır. Tabi, öncesinde sunulacak farklı artı değerler ile müşteriyi bunu ikna etmeliyiz.
Mesela, eğitim artık her ailenin ilk önceliği. Her ebeveyn, çocuğunun geleceğini iyi bir eğitimle güvence altına almak istiyor. Piyasada çeşitli eğitim sigortaları var. Ama incelediğim kadarıyla hepsi birbirine benziyor. İçerik de, işleyişi de aynı. Hatta tam tersine, Bireysel Emeklilik Sigortası’nı çocuğunun yüksek eğitim masraflarını karşılayacak şekilde konumlandıran çok kişi tanıdım. Bu durumda eğitim sigortasında biriktirilen paranın daha farklı fon mekanizması ile çalışacağı (gümüş, platin, değerli madenler, otonom sistemler ve robotik şirketler hisse senedine vb. yatırım yapan) getirisi yüksek ve güncel trend konularına yöneltmek mümkün olabilir mi? Daha da önemlisi; yapıyı sigortalı – sigorta ettiren ve sigorta şirketinden de çıkartıp lise-üniversite-öğrenci yurdu-kariyer merkezi zincir ekosistemine dönüştürüp yurt için – yurtdışı bağlantılar ile bir başka ufka geçirmek mümkün olabilir mi? Tüm paydaşların sigorta sözleşme kurgusunun içine çekildiği, kazan kazan ekseninde herkesin rolünün belirlenip sunabileceği en fazla faydayı aktarabileceği bir kurgu çok güçlü eğitim ekonomisi oluşturmaz mı?
Mesela, işi gereği risk unsurlarını, riski en iyi bilen kurumlardan biri sigorta şirketleridir. Çünkü doğru sigorta primi oluşturmak için bünyelerinde onlarca risk mühendisi, eksper bulundurlar. Dahası gerçekleşmiş binlerce farklı hasar yaşanmışlığı ile derin bir dosya bilgisi mevcuttur. Bu durumda risk analizi ve değerleme konusunda kurumsal sigorta şirketi iştiraki yapıları oluşturulamaz mı? Belli etik kuralları ve önceden belirlenen iş kabul şartlarına göre meydana getiren bu sigorta şirketi iştirakları hem ulusal hem de uluslararası alanda yetkinliği ile kolayca güven oluşturmaz m?
Mesela, istemeyiz ama, maddi – manevi tazminata konu olacak bir kaza yaşamış olsanız. Biri evinize yakın Avukatlık Bürosu, bir de sigorta şirketinin iştiraki olduğunu bildiğiniz Hukuk Bürosu olsa. Hangisinin konuya hakimiyeti ve dava deneyimi olarak daha iyi olduğunu düşünürdünüz? Sadece araç konusu olarak da durumu ele almak gerekir. Konut, iş yeri, büyük mühendislik projelerinden tutun da mali sorumluluk, nakliyat, uluslararası projeler ve sözleşme hukukuna konu birçok alanda kim sigorta şirketinin iştiraki olan hukuk firması ile ile çalışmak istemez ki? Bu tarz bir iştirakin varlığı sigortalılar tarafından bilinir ise belki şirketlerin hasar maliyetini düşürebileceği gibi müşterilere de bir kat daha fazla güven verecektir.
Mesela, sigorta şirketleri çok ciddi finansal denetime tabidir. Ay sonu ve yıl sonu mali kapama işleri, iç ve dış denetim kurum kontrolleri, finansal raporlamalar, vergi denetimleri, IFRS/TFRS kanunlarınca standartlara uyma konusunda ciddi kabiliyetler geliştirmiştir. Peki sigorta şirketinin bütün bu bilgi birikimini kullanacak şekilde finansal danışmanlık hizmetlerinde bulunacak yapılar oluşturması fikri kulağa nasıl gelir? Hedef sektör ve işletmelerin iyi belirlenmesi, iş yapış kurallarının önceden iyi düşünülmesi başarılı olmak için önemli öncül çalışmalardır.
Mesela, büyük holdinglerin grup şirketlerin ihtiyaçlarını tek bir satın alma yapısı üzerinden karşıladığını biliriz. Bu durum ciddi bir fiyat avantajı sağladığı gibi organizasyon kolaylığı da sağlıyor. Peki az çok benzer kırtasiye, mobilya, yazılım araç gereç ve program lisans ihtiyaç duyan sigorta şirketlerinde benzer bir sektör içi ana tedarikçi iştirak firması oluşturulabilir mi? Sigorta acenteleri, brokerlar, diğer tüm asistans firmalarını da düşündüğümüzde sigorta ekosisteminde karşılanması gereken tedarik mali değeri büyük olacaktır.
Mesela, hem altyapısı ve güvenlik sistemleri hem de üzerinde iş yapılan temel sigortacılık yazılımı ile sigorta şirketleri günümüzde aslında orta-üst seviye yazılım firmaları gibi çalışır. Sahip olduğu bilgi birikimi ile tüm sektörlerde, ulusal ve uluslararası hizmet verebilecek kaliteli yazılım çıktısı üretebilirler. Peki bu potansiyeli kurumsal bir yazılım şirketine dönüştürmek neden uzak bir ihtimal olsun? Çoğumuzun bu yazıyı okuduğunda, “sigorta şirketlerinin zaten teknoloji yazılım firmaları var”, “bu daha önce yapıldı - yapılıyor”, “bu yönde Arge Merkezi teşvikleri alanlar bile var” vb. dediğinizi duyar gibiyim. Kast ettiğim tam olarak bu. Mevcut çalışmaların yaygınlaştırılması ve bu yapıların daha kurumsal bir çatı altında geniş yelpazede farklı şirketlere, insurtech-fintechlere direk yazılım hizmeti vermesidir. Bilgi güvenliği, siber güvenlik, felaket durum yönetimi vb. konularında sigorta şirketlerinin sahip olduğu deneyim çoğu sektörde bir çok küçük-orta büyüklükte firmanın ihtiyaçlarını karşılayabilir.
Mesela, sigorta şirketlerinin en güçlü kası hasar yönetimidir. On binlerce farklı dosya yönetiminden gelen tecrübesi, kaza sonrası tamir için kurulan binlerce tamirhane, asistans firma bağlantıları ile onarım çözüm noktası olması eşsiz bir fırsattır. Sigorta şirketinin tüm bu koordinasyon ve sistem altyapısını bağımsız bakım ve onarım merkezi altında yeniden dizayn etmek istemesi çok mu ütopik olurdu? Evet, belki bu fikir de daha önce defalarca denendi. Çok başarılı bir uygulama örneğini maalesef henüz anımsamıyoruz. Yine de tasarım odaklı yaklaşım ile bu tarz iyi düşünülmüş kurulum çalışması başarılı olmak için her türlü gücü içinde barındırıyor.
Babam yetmişli yılların başında Almanya’da bulunmuş ve seksenli yıllarda ülkesine dönmüş gurbetçi bir ailede yaşadı. O yılları anlatırken:
dediğini çok dinledim.
Elbette işçilik kalitesinin düşük olması, tamir sırasında orijinal malzeme kullanılmaması alıcıların en büyük dayanağı. İşte tamda burada sigorta şirketlerinin güvenirliği, kurumsallığı, sistem bakış açısı ile iyi kurgulanmış bağımsız bakım-onarım iştirakları sektörde fark yaratacaktır. İş gücü piyasasında iyi ustaya ulaşmanın zorlaştığı günümüzde sigorta şirketlerinin bu amaçla açacağı meslek liseleri hem devletten teşvik alınmasını sağlayacak hem de sosyal sorumluluk anlamında çok anlamlı olacaktır. Pahalı olduğunu bildiğiniz ikinci el bir araç alacağınızı farz edelim. Araç kontrolü için semtinizde yakın bir ekspertiz dükkanına mı gidersiniz yoksa sigorta şirketinin iştiraki olduğunu bildiğiniz, hizmet ve kalitesinden şüphe duymayacağınız bakım-onarım merkezinde mi yeni aracınızı kontrol ettirirsiniz? Satış sonrasın sigorta poliçesi yapılacak şekilde çapraz satış imkanlarını da pazarlama ekiplerinin hayal gücüne bırakıyorum.